1954-1960 DÖNEMİ OLAYLARI

2 Mayıs 1954 seçimleri Demokrat Parti iktidarının temsil gücünün zirvesine çıkışını simgelemektedir. Bu seçimler bizzat başbakanın ifadesiyle geçiş döneminden çok daha farklı bir dönemi başlatacaktır. Menderese eski usul muhalefet yapılmasına artık izin vermeyeceklerini ima etmekteydi. Bu sertleşmenin temelinde yatan husus sadece baskıcı bir anlayışın sonucu değildi elbette. Tarımda ve ekonomide baş gösteren sıkıntılar muhalefetin eleştirilerinin halkla buluşmasını sağlıyordu. Bu anlayıştan muhalefete oy veren beldeler de nasibini aldı. Zira Kırşehir ili, ilçe yapılarak cezalandırıldı. İnönü gelinen noktayı: “bugün meclis grubunda, kamuoyunda ve basında başbakanı girdiği yoldan çevirip ılımlı bir yola sokabilecek hiçbir güç yoktur.” sözleriyle değerlendirmekteydi.
Muhalefetin iktidarı eleştirdiği konular gene hatlarıyla; basın özgürlüğünün olmayışı, seçimlerde yapılan hileler, hâkim teminatının olmayışı ve ekonomik sıkıntılardı. Bu noktada günümüzde iktidar ve muhalefetin gündemine oldukça benzemesi ayrıca dikkate değerdir. 60 sene gibi kısa bir sürede dahi tarihin tekerrür etmesi, ne yazık ki bu topraklarda yaşayan insanların yaşanmışlıklardan çok da ders çıkarmadığını ve hatta bu ülkenin insanlarının açıkça neye oy vereceğini, nasıl yönetileceğini de basitçe çözmüş politikacıları işaret etmektedir. Üzgünüm. Layıkıyla eğitilmediğimiz sürece bu kısır döngü yakamızı bırakmayacaktır.
Öte yandan Celâl Bayar bir kez daha 513 milletvekilinin katıldığı oylamada 486 oy alarak cumhurbaşkanlığına seçildi. Adnan Menderes üçüncü kabinesini kurdu. Bu kabine cumhuriyet tarihinde günümüze kadar en yüksek güvenoyunu almış kabinedir (491 lehte oy). Muhalefetin eleştirdiği konulardan bazı Demokrat Partili vekiller de rahatsızdı. Bu durum ilerleyen tarihlerde parti içinde bölünmeye sebep oldu ve 20 Aralık 1955’de Hürriyet Partisi kuruldu.
Demokrat Parti yaşanan darboğazı öne sürerek seçimleri bir yıl erkene aldı ve 27 Ekim 1957’de seçimler gerçekleşti. Demokrat parti ilk kez oy oranında CHP’nin altında kaldı. Muhalefet bu durumu: ”Demokrat Parti artık azınlığın iktidarıdır” şeklinde yorumlayacaktır. Celal Bayar oy çokluğuyla üçüncü kez cumhurbaşkanı seçildi. 1957 seçimlerinden sonra siyasi ortam gittikçe gerildi ve öte yandan ekonomik sıkıntılar daha da büyüdü ve dış borçlarını ödeyemez hale geldi. Türk lirasının değeri yeniden belirlenerek tedbir alındı fakat bu da kalıcı olmadı. Ekonomik durgunluk zamları, iflasları ve işsizliği beraberinde getirdi. Ülke içinde bunlar yaşanırken bu sırada 1955’den beri sinsice büyüyen Kıbrıs sorunu baş gösterdi. Kıbrıs’ta EOKA örgütü Türkler üzerinde baskı yapmaya başlamıştı. Türkiye’nin bu konuda ki tavrı adanın bölünmesinden yanaydı. O günlerde bu durum paylaşım manasına gelen “taksim” kelimesiyle ifade edilmekteydi. Ankara “ya taksim ya ölüm” diyordu. 19 Şubat 1959’da Londra Antlaşmasıyla sorun bir süreliğine aşılmış oldu. Adnan Menderes bu antlaşmayı imzalamak için Londra’ya giderken uçağı düştü ve 14 kişinin öldüğü kazadan sağ kurtuldu. İç politikada ise yaşananlar hat safhaya tırmanmış bir iktidar-muhalefet gerilimiydi. Muhalefete yönelik baskılar gittikçe artıyor, CHP’nin yayın organı Ulus gazetesi başta olmak üzere muhalefete destek veren birçok gazete aralıklarla kapatılmaya başlanıyordu. 1958’de Adnan Menderes Manisa’da yaptığı bir konuşmada muhalefetin halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiğini bunun karşılığında bir Vatan Cephesi kurulması gerektiğini söylemişti. Bu süreç 1959’da CHP lideri İsmet İnönü’nün Uşak’ta saldırıya uğramasına sebep oldu. Bu saldırılar İstanbul, İzmir ve Ankara’da da gerçekleşti.
İktidar ve muhalefet arasındaki kavga gittikçe için çıkılmaz bir hal almaya başlayacak, beraberinde kaosu getirecek, kaos da darbe ile sonuçlanacaktı…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir